ANNE – BABA OLMANIN TEMEL İLKELERİ

♦  Hayatı değerli kılan, bilinçle seçilmiş tepki ve değerlerle yaşamaktır.

♦  Hayat yalnızca bir tecrübe değil, aynı zamanda da bir derstir.

♦  İstediğiniz gibi bir çocuk yetiştirmeniz söylediklerinizden çok, kurduğunuz ilişki biçimine bağlıdır.

♦  Kimse kimseye yaşamayı öğretemez. Çocuğunuza hayatı hazır bir reçete olarak sunamazsınız.

♦  Çocuğunuzun hayat yolunu çizemezsiniz, ona ancak kendi yolunu çizebileceği bir harita verebilirsiniz.

♦  Çocuğunuzun yetişkinliğinde size göstereceği ilgi ve yakınlık, sizin kendi anne-babanıza gösterdiğinizden fazla olamaz. Buna mezarlık ziyaretleri de dahildir.

♦  Sevginin büyükten küçüğe, saygının küçükten büyüğe yöneleceği doğru değildir. Büyüğün küçüğe göstereceği saygı, küçüğe saygılı olmayı öğretir.

♦  Çocuğa saygı demek, onun bağımsız bir varlık olduğunu kabullenmek demektir.

♦  Fazla sevginin çocuğa zarar vereceğini düşünmeyin. Sevginin fazlası zarar vermez.Zararlı olan yanlış sevgidir.

♦  Çocuğunuza birçok şeyi şartlı olarak verebilirsiniz. Ancak sevginiz “şartlı” değil, “kayıtsız şartsız” olmalıdır.

♦  Çocuğunuz en çok, sevgiyi hak etmediğini düşündüğünüz sırada sevgiye ihtiyaç duyar.

♦  Çocuklarınıza verebileceğiniz en değerli hediye ilgi ve zamanınızdır.

♦  Çocuğunuza canlı hayvan (kedi, balık, kuş, köpek) alın. Bir canlıyla ilişki, onda sevgi ve sorumluluk duygularını sözlerle sağlanamayacak ölçüde geliştirir.

♦  Ender durumlar dışında, anne-baba daima aynı tarafta olmalıdır. Böylece çocuk anne-babanın zaaflarından yararlanmak gibi bir yola başvurmayı öğrenmez.

♦  Hoşgörü, çocuğunuzu sizin istediğiniz gibi davranmaya isteklendirir.

♦  Hoşgörü, karşımızdakini istediğimiz gibi olmaya zorlamak değil, kendi istediği gibi olmasına imkan vermektir.

♦  Hoşgörü ile büyüyen çocuklar, sabırlı ve hoşgörülü olmayı öğrenirler.

♦  Anne-baba olmanın en zor tarafı, bir şeyin nasıl doğru yapılacağını bildiği halde, yanlış yapılmasına sabır göstermektir.

♦  Amaçlar,uğurlarında adım adım çaba harcanırsa ve düzenli olarak o yönde gayret gösterilirse gerçekleşir. Mutlu ve sağlık çocuklar yetiştirmek bilinçli bir zaman yatırımı gerektirir.

♦  Çocuğunuza öğüt vereceğinize ona örnek olun.

♦  “Kibarlık, vericilik ve dürüstlük” ancak yaşanarak öğrenilir. Örneğin bir satıcının size fazla verdiği para üstünü mutlaka çocuğun önünde geri verin.

♦  Erkek çocuklarının babalarının, kız çocukların annelerini örnek aldıkları görüşü doğru sayılamayacak kadar “genel” bir görüştür. Çocuklar sıcak, yumuşak ve verici yetişkinleri kendilerine örnek alırlar.

♦  Çocuğunuza değerlerinizi benimsetmek istiyorsanız, az kızın ve yumuşak olun.

♦  Hata yaptığınız zaman bunu kabul edin ve dile getirin.

♦  Çocuğunuza karşı yaptığınız bir davranış sizi üzüyorsa ondan özür dilemekten çekinmeyin.

♦  Çocuk anne-babanın görülen birçok özelliğini aldığı gibi, gözle görülmeyen özelliklerini de alır.

♦  Çocuğunuzun mizacından memnun değilseniz, kendinizin ve eşinizin aynı yaştaki durumunu soruşturun. Şaşıracak benzerlikler bulacaksınız.

♦  Çocuğunuz bağımsız bir birey olacaktır. Onu sizin kişiliğinizin değerlendirileceği bir karne gibi görmekten vazgeçin.

♦  Sabah kalktığınızda canınız sıkkın olsa bile, çocuğunuza güler yüzle yaklaşın ve “günaydın” deyin.

♦  Eve döndüğünüzde hoşlanmadığınız bir durumla karşılaşsanız bile, ilk iki dakika çocuğunuzu ve evdekileri memnun edecek şeyler söyleyin.

♦  Bir şey kırıldığı, veya kaybolduğu zaman çevrenizdekileri suçlamayın. Olmuş olanı değiştiremezsiniz. Çocuğunuz yolunda gitmeyen bir şeye nasıl tepki verileceğini size bakarak öğrenecektir.

♦  Çocuğunuzun lokantada ve misafirlikte nasıl yemek yemesini istiyorsanız bununla ilgili düzenlemeleri gündelik sofranızın bir parçası haline getirin.

♦  Kendini kabul edemeyen, kendine karşı sabırsız olan kişi, çocuğuna karşı da sabırsız ve eleştirici olur.

♦   Yaşadığının anlamına varan ve yaşadığından zevk alan insan, eşine ve çocuklarına karşı da hoşgörülü olur.

♦  Olgun insan sonucunu değiştiremeyeceği olayları kabul eder.

♦  Kendilerinde memnun olan insanlar iyi sonuçlar yaratırlar.

BEBEKLİK ve ÇOCUKLUK

♦  Bebekler kendilerine gülünmesinden ve kendileriyle yumuşak bir sesle konuşulmasından mutlu olurlar ve algıları gelişir.Bebeğinize gülün ve onunla konuşun.

♦  Bazı anne-babalar bebeklerinin zekasını geliştirebileceklerini düşünürler.Yatak çarşaflarının renkli ve desenli olması gibi şeyler bebeğin algısının gelişmesi için yeterlidir. Bunun ötesinde çocuğunuzun zekasını geliştiremezsiniz. Çocuğunuzu zorlamayın.

♦  Bebeğiniz diş çıkartırken, yürümeye ve konuşmaya başlarken, huzursuz ve çekilmez olurlar.

♦  Bebek bedensel veya duygusal bir ihtiyacı sebebiyle ağlar.

♦  Hiçbir zaman bebeğinizi odada ağlamaya terk etmeyi. Hayat boyunca silinmeyecek bir güvensizlik duygusu geliştirmesine sebep olursunuz.

♦  Ağladığında onu kucağınıza almasanız bile, elini tutup yanında oturun .Böylece onun güven duygusu kazanmasına yardımcı olursunuz.

♦  Çocuğunuzun yanlışlarının söyleyerek onun doğru davranmasını sağlayamazsınız.

♦  Çocuğunuzun doğru davranmasını uzaktan kumanda ile de sağlayamazsınız. “Ellerini yıka”, “Dişlerini fırçala”, “Odanı topla” demek yetmez.

♦  Söylediklerinizi çocuğunuzla birlikte yapar ve bu arada onu takdir eder, ona iyi sözler söylerseniz istediğiniz sonuçları elde etme sansınız artar.

♦  Çocuğunuz yürümeye başladığında evin eşyalarını kaldırmayın. Ancak kırılacak olan masa üstü eşyalarını, kırılmayacak olanlarla değiştirin.

♦  Küçük çocuğunuzdan korunmak içi ortadaki eşyaları kaldırırsanız, bir süre sonra koltukları zincirlemeniz gerekir.

♦  Küçük çocuğunuz eline almaması gereken bir şeyi alırsa, bağırmak yerine yumuşakça elinden alın ve sert olmayan ama kesin ifade ile “Hayır” deyin.

♦  Küçük çocuğun elindekileri camdan atmaya bayıldığı bir dönem vardır. Camdan atılanı geri almak üzere onunla dışarıya çıkmanız demek, atma eylemini eğlence haline getirmek demektir.

♦  Hastalandığı zaman çocuğunuza aşırı ilgi göstermeyin. Böylece ilgi görmek istediği zaman kolayca hastalanmasını önlersiniz.

♦  Bir yerinin ağrıdığını söylediği zaman da ağrısı ile fazla ilgilenmeyin. Ancak ağrının gelişimini dikkatle izleyin.

♦  Küçük çocuğunuza her gün zaman ayırın. Öneli olan ayırdığınız zamanın uzunluğu değil ayrılan süreyi onu mutlu edecek biçimde kullanmaktır.

♦  Daha önce çalıştığı yerden bilgi almadan hiçbir bakıcıyı eve sokmayın.

♦  Çocuğunuzu yalnız bıraktığınız bakıcıyı düzensiz aralıklarla denetleyin. Eve girmeden evi dinleyin.

♦  Günümüzde birçok evde TV. Çocuk bakıcısı olarak kullanılmaktadır. Çocukların eğitiminden TV. Değil anne-babalar sorumludur.

♦  Çocuğunuz televizyonu önceden belirlenmiş programlar için açmalı ve bitince kapatmalıdır. Çocuğunuzun karşısına çıkan her programı seyretmesine izin vermeyin.

♦  Çocuğunuzu Tv’ deki şiddet içeren filmlerden uzak tutun. Bunu başaramıyorsanız, filmi çocuğunuzla izleyip, yorumlamasına yardım edin.

♦  Çocuğunuzun televizyon sebebiyle geç yatmayı alışkanlık haline getirmesine izin vermeyin. Atalarımız “Uyusun da büyüsün “ demişler. Bugün doğru söylediklerini biliyoruz. Büyüme hormonu gece uykuda salgılanır. Geç yatan çocuklar sağlıksız olur. 12 yaşına kadar çocuklar kışın en geç 21:00, yazın 22:00'de yatmalıdır.

♦  Yemek konusunda çocuğun üstüne fazla düşmeyin. Onun da özel tercihleri olabileceğini kabul edin.

♦  Oyun oynayarak, komiklik yaparak yemek yedirmeyin aksi takdirde yemek saatinde özel ilgi bekler.

♦  Tuvalet terbiyesi büyük ve küçük tuvalet için ayı ayrı varolmaz. İki yaşına gelen çocuğun annesi iki gece uykusuz kalmayı göze alırsa bu iş çözülür.

♦  Çocuğunuza okumayı okula başlamadan önce öğretmek için denemede bulunun, ancak asla zorlamayın. Çocuğunuza okul öncesi öğretmek istediklerinizi oyunla yapın. Zevk alıyorsa devam edin, istekli değilse bırakın.

♦  Sayıları öğrendikten sonra çocuğunuza harçlık verin. Tasarruflarını teşvik edin.

♦  Çocuğunuza paranın değerini öğretin. Her konudaki alın kararının öncelikle “ucuz” veya “pahalı” lıkla değil, alınacak nesnenin bu paraya “değer” veya “değmez” oluşu ile ilgili olduğunu anlatın.

♦  Çocuğunuzun harçlığı ile yaptığı harcamaları yönlendirin, ancak karşı çıkmayın. Yanlış yapmadan doğrunun bulunmayacağını unutmayın.

♦  Haftalık alışverişinizi çocuğunuzla yapın ve taleplerini sıkılmadan ve dürüst olarak cevaplandırın. Böylece çocuğunuza “para gerçeği”nizi yaşatarak öğretmiş olursunuz.

♦  Beş yaşından başlayarak çocuğunuza günlük program yapın. Sekiz yaşından başlayarak programda onun fikirlerine yer verin. On yaşından başlayarak bırakın programlarını kendisi yapsın.

♦  Günlük program, ders ve sorumlulukların toplamı değildir. Programın içinde eğlenme, dinlenme, okuma, televizyon seyretme ve sosyalleşmenin yer almasını teşvik edin.

♦  Çocuğunuza sık sık ders çalışması gerektiğini hatırlatmaktansa, yaptığı günlük programı televizyonun yanına asmasını isteyin.

♦  Küçük çocuğunuzu asla direksiyona oturtmayın, araba kullanırken kucağınıza almayın.

♦  On iki yaşına gelmeden çocuğunuzu arabanın önüne oturtmayın. Araba hareket halindeyken çocuk arkada ve bağlı olmalıdır.

♦  Altı yaşına kadar çocuklar, arkada iki koltuk arasında ayakta durmaya bayılırlar. Bir kaza sırasında en büyük zararın arkada, ortada oturana ve durana geldiğini hep hatırlayın.

♦  Çocuğunuzu yaz okullarına gönderirken çok dikkatli olun. Yaz okullarının büyük çoğunluğu, vaat edilenlerin aksine çocukların kaderine bırakıldığı yerlerdir.

ÇOCUĞU KABULLENMEK

♦  Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil, olduğu gibi kabul edin. Böylece olabileceklerin en iyisini olmalarına imkan verirsiniz.

♦  Çocuğunuzu değiştiremezsiniz. Onu ancak değişim için cesaretlendirebilir ve isteklendirebilirsiniz.

♦  Küçük çocuğunuzu değiştirmeye çalışmak, onun üzerine oturmaya benzer. İstediğinizi elde ettiğinizi düşündüğünüz sırada, altta kalanın enkaz olduğunu fark edersiniz.

♦  Çocuğunuzun sahip olmadığı özelliklere üzülmek yerine sahip olduklarına sevinin.

♦  Çocuğunuzun yansıttığı kişiliği kabul edin.

♦  Çocuğunuzun yaptığı, elinden gelendir. Çocuğunuzun sınırlarını kabullenin.

♦  Sizin istediğiniz ve çocuğunuzun yapamadığı birçok şey, gerçekte çocuğunuzun elinden gelmediği için yapamadığı şeylerdir.

♦  Çocuğunun “çok akıllı ama tembel” olduğunu düşünen anne-babaların çoğu ya birinci, ya ikinci yargılarında yanılıyorlardır.

♦  “Çok akıl” mutlaka herhangi bir alanda çocuğun ortaya yaşıtlarından çok farklı bir şey koymasına imkan verir. (İşte size çocuğunuzun çok akıllı olup olmadığını sınayacak bir ölçüt.)

OYUN – OYUNCAK

♦  Hangi yaşta olursa olsun, çocuğunuzla oynamak ve onun heyecanına katılmak fırsatını kaçırmayın.

♦  Çocuklarla oynadığınız oyunları kaybedin. Çocuğunuzun “yenile yenile yenmeyi öğreneceğini” düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çocuklar yenildikleri zaman daima oyuna ilgilerini kaybederler.

♦  Çocuğunuza pahalı elektronik oyuncaklar almak istediğiniz zaman iki kere düşünün. Bozar diye oynamasına izin vermediğiniz zaman, hem sevincini, hem girişimciliğini engellemiş olursunuz.

♦  Pahalı elektronik oyuncaklar büyük çoğunlukla kullanışlı oyuncaklar değildir. Çünkü verdikleri ilk sevincin ötesinde birçok sıkıntı getirirler.

İLETİŞİM

♦  Küçük çocuğunuza bir şey söylerken, diz çökerek onunla aynı hizaya gelmeye çalışın. Sizinle işbirliği yapmaya daha istekli olduğunu göreceksiniz.

♦  Çocuğunuzun her yaşta anlattığını, sıkıntıdan patlasanız bile can kulağıyla dinleyin.

♦  Söyleyeceklerini bilseniz bile çocuğunuzu dinleyin. Vaktiniz yoksa bunu ona söyleyin ve sonra dinleyin.

♦  Çocuğunuzun anlattıklarını dinlemiyorsanız, bir süre sonra onun da sizi dinlemediğini fark edersiniz.

♦  Çocuğunuzu yargılamadan dinleyin. Böylece onun gerçek duygu ve sorunlarını öğrenme şansınız olur.

♦  Çocuğunuzun duygularına karşı çıkmayın. Düşüncenin “doğru”su, “yanlış” ı olsa bile duygunun “doğru”su “yanlış” ı olmaz.

♦  “Korkuyorum” diyorsa “Ne var bunda korkacak?” diye karşı çıkmak yerine, “Demek Korkuyorsun” diyerek sarılın. Göreceksiniz hem korkusunu anlatacak, hem de onu yenme şansı artacaktır.

♦  Kendisini sıkıntıya sokan her yaşantısından sonra, “ne sonuç çıkarttığını” sorarak, “ders almasına” ve “tecrübe kazanmasına” yardımcı olun. O sırada onunla asla tartışmayın. Ders vermeye kalkmayın. Mutlaka gerekiyorsa bunları daha sonra, duyguları yatıştıktan sonra, yapın.

♦  Çocuğunuzun hatasını görmesi için zorlamayın. Böylece aradan zaman geçince gerçeği görmesini kolaylaştırmış olursunuz.

♦  Çocuğunuzu kendinize düşman etmek istemiyorsanız, bir başarısızlığından sonra “ Ben sana demedim mi?” demeyin.

♦  Çocuğunuza emir vermeyin. Ondan isteyin.

♦  Çocuğunuza bir satıcıdan istediği tenzilatı veya tavizi kavga etmeden almasını öğretin.

♦  Haksızlığa uğradığınıza inandığınız bir yerde, hakkınızı arayış biçiminize çocuğunuzun tanık olmasını sağlayın. Ona kavga etmeden ve bağırmadan haksızlıklara karşı çıkmanın mümkün olduğunu gösterin.

♦  Çocuğunuzu dinlerken, mutlaka yüzüne bakın ve onunla göz ilişkisi içinde olun. Kendisine önem verildiğini hissedecektir.

♦  Çocuğunuzla iddialaşmayın. Yumuşak bir sesle “Ben böyle düşünüyorum” deyin ve susun. Dediğinizi kabul etme ihtimali artar (hemen değilse bile, biraz sonra.)

♦  “Ne”  söylediğinizden çok daha önemli olan “nasıl” söylediğinizdir. İlişkiniz istemediğiniz gibi gelişiyorsa, ifadenizi ve beden dilinizi kontrol edin.

♦  İletişim kişiye değil, kişiyle yapılır. Siz konuşurken çocuğunuz susup dinliyorsa, boşa konuşuyorsunuz demektir.

♦  Kimse duymak istemeyen biri kadar sağır değildir.

♦  Çocuğunuza düşünce ve duygularını ifade etme fırsatı verin ve cevap veriyor diye ona kızmayın.

♦  Çocuğunuza doğru bilgi verin. “Nasıl olsa anlamaz” , “bunu onun iyiliği için yapıyorum” gibi gerçeklerin arkasına sığınmayın. Kaybolan güven geri gelmez.

♦  Çocuklarla anlaşmanın en iyi yolu, onlara iyi niyetle yaklaşmaktır.

♦  Çocuğunuzla aranızda duygusal çatışma, istemediğiniz boyutlara varıyorsa “kimin haklı olduğunu” düşünmek yerine, varmak istediğiniz amacı düşünün ve davranışlarınızı gözden geçirin.

♦  Çocuğunuzun yaptığı bir şeyden hoşlandığınızda, bunun sebebiyle belirtin. Böylece “otomatik” teşekkür yerine insanları mutlu eden “özel teşekkür”e geçebilirsiniz.

♦  Bir tartışma sırasında asla birkaç sorunu birlikte çözmeye çalışmayın. Sorunları teker teker ele alın.

♦  Gazeteden okuduğunuz haberi, size tekrar okusa da, ilgiyle dinleyin. Böylece ortak bir duygu paylaşmış olursunuz.

♦  Çocuğunuzun ilgilendiği konulardan, kitaplardan, müzikten zevk almaya çalışın. İyi arkadaşlık, paylaşılan ortak heyecanlarla gerçekleşir.

♦  Çocuklarınızı spor, tiyatro gösterisi, diploma töreni gibi özel günlerinde yalnız bırakmayın.

EĞİTİM

♦  Eğitmek doğru tepki vermektir.

♦  Eğitim doğruları söylemek değil, doğruları yapmaktır.Çocuğunuza örnek olmaya gayret edin. Gerisi gelir.

♦  Çocuğunuza vereceğiniz eğitimin amacı, onun sorumluluk düzeyini geliştirmek ve olgunlaşmasını sağlamak olmalıdır.

♦  Başarılı terbiye sisteminin özelliği ödüllendirici ve keyiflendirici olmasıdır. Çocuğunuza “aferin” demekte cömert olun.

♦  Çocuğunuza size işlerinizde yardım etme fırsatı verin.

♦  Onun için en iyi seçimi yapmış olmanız önemli değildir. Çocuğunuza seçme hakkı verin.

♦  Çocuklarınızın yanlışlarını değil, doğrularını yakalayın.

♦  Çocuğunuza iyi sözler söylemekten ve onu övmekten korkmayın. Şımartılan çocukları hayat hizaya sokar.

♦  Şımartmaktan kaçınayım derken güvenini zedelediğiniz çocuklara güven kazandırmak çok daha zordur.

♦  Çocukları istediğiniz yönde geliştirmenin yolu, doğru yaptıkları zaman fark etmek ve olumlu konuşmaktır. “Aferin, ellerini yıkadın” , “seni ders çalışırken görmek beni çok memnun etti” gibi sözler, doğruların fark edilmesidir ve olumlu davranışların kazanılması için çok önemlidir.

♦  Takdir edilen ve övülen çocuklar, anne-babalarını ve arkadaşlarını takdir etmeyi öğrenirler.

♦  Atalarımız “taç giyen baş akıllanır” demişler. Çocuğunuza küçük başarıları karşısında olumlu sıfatlarla yaklaşırsanız ona en büyük hazine olan, kendine güven duygusunu kazandırırsınız.

♦  Çocuğunuza ne derseniz, öyle olma ihtimalini artırırsınız “Tembel” , “sorumsuz” , “asi” , “inatçı” gibi olumsuz sıfatlar, bu özellikleri geliştirir.

♦  Çocuğunuzu hiçbir zaman başkasıyla kıyaslamayın.

♦  Önemli olan çocuğunuzun kardeşine veya arkadaşlarına kıyasla ne kadar başarılı olduğu değil, kendi yapabileceklerine kıyasla ne kadar başarılı olduğudur.

♦  Çocuğunuzun hatasını asla başkalarının yanında konuşmayın. Çocuğunuzu asla başkalarının yanında eleştirmeyin.

♦  Sık eleştirilen çocuklar içe kapanık ve güvensiz olurlar.

♦  Çocuğunuzun dış görünüş ve özellikleri ile ilgili hep olumlu sözler söyleyin. “Şişko, cılız, göbeğine bak, kemiklerin sayılıyor” gibi sözler söylemekten kaçının. Bu tür sözler yalnızca hayat boyu sürecek bir yetersizlik duygusu yerleştirmeye yararlar.

♦  Suçlanan ve her konuda kabahat bulunan çocuklar, suçlamayı ve yalan söylemeyi öğrenirler.

♦  Çocuklarınızla asla alay etmeyin, onları küçük düşürmeyin ve utandırmayın.

♦  Alay edilen çocuklar, utanmayı öğrenirler.

♦  Davranışlar davranışları doğurur. Ne kadar haklı sebeplere dayanıra dayansın, kızgın ve öfkeli bir tarz, çocuğunuzun da aynı özelliklere sahip olmasına sebep olur. Kendinizi bu halinizle aynada görmekten mutlu olacaksanız devam edin.

♦  Kavgacılık ve hırçınlık, sevimsiz ve daima öğrenilmiş özelliklerdir. Çocuğunuzda bu davranışları görürseniz, aile içindeki ilişki ve örnekleri gözden geçirin.

♦  Çocuklar kızgın insanları sevmezler. Ne kadar haklı sebeplere dayanırsa dayansın, ortada kızmaya hazır bir insan gibi dolaşmayın.

♦  Kızgın olduğunuz bir sırada, hayat dersi vermeye kalkmayın.

♦  Kırgınlığınızı ve kızgınlığınızı fazla uzatmayın. Çocuğunuza hiçbir zaman ve hiçbir sebeple küsmeyin.

♦  Bütün çocuklar birbirlerine benzer gibi gözükürler ama her çocuğun diğerinden farkı vardır. Bunları fark etmeye çalışın ve dile getirin.

♦  Çocuklarınızın çevresine çeşitli vesilelerle sizin için ne kadar değerli olduklarını belirten notlar yazın.

♦  Çocuklarınıza asla küfretmeyin, onlara kötü dua etmeyin.

♦  Çocuğunuzun hayattan zevk almasına yardım edin. Onu mutlu eden etkinlikleri destekleyin ve bunu dile getirin.

♦  Öğrendiğiniz fıkraları çocuğunuza anlatın. Onun size anlattıklarını can kulağıyla dinleyin.

♦  Çocuğunuzun yaptığına “Bu yanlış” demek yerine, “Şu bölümü iyi, acaba diğer bölümü daha farklı olabilir miydi?” diye yaklaşın. Yanlışını söyleyerek çocuğunuzu düzeltemezsiniz.

♦  Olumsuz konuşarak motivasyon artırma yöntemi tarihe karışmıştır. Çocuğunuzu gayrete getirmek için olumlu bir tavır içinde olun.

♦  Çocuğunuza olumsuz bir söz söylemeniz gerekiyorsa, sözü olumlu ve ona güveninizi belirten bir cümleyle bitirin.

♦  Tahammül edebildiğiniz hataları görmezden gelin.

♦  Hiçbir eleştiriyi çocuğun kişiliğini hedef alarak yapmayın. Davranışı eleştirin. Adama değil, topa vurun. “Tembel” yerine “ödevini neden yapmadın?”, “sorumsuz” yerine “odan toplanmamış” deyin.

♦  Çocuğunuzun beğendiğiniz özelliklerini dile getirmek için fırsat beklemeyin. Bunu başkalarının yanında yapmaktan çekinmeyin.

♦  Çocuğunuzun başarılarını övün. Ama  överken aşırıya kaçmayın. Samimiyetinizden şüpheye düşebilir.

♦  Çocuğunuza ulaşabileceği hedefler koyun ve bunlara ulaştığında onu ödüllendirin.

♦  Çocuğunuza kız da olsa, erkek de olsa, kek, ekmek, kurabiye yapmasını öğretin. Somut bir şey yaratmak kendine olan güven ve saygısını geliştirir.

♦  Çocuğunuzu olgunlaştıracak olan sorumluluk almasıdır. Bunun için de hata yapmasını göze almak ve bunu kabullenmek gerekir.

♦  Çocuğunuzun okul başarısı arzu ettiğiniz kadar yüksek değilse tasalanmayın, okul başarısı hayat başarısı konusunda orta derecede fikir verir.

♦  Başarılı olanlar kendilerini sevenler, kendilerine güvenenler ve kendileriyle barışık olanlardır.Çocuğunuza bunları kazandırın.

♦  Çocuğunuza hep çocuk gibi davranırsanız o da hep çocuk kalır.

♦  Çocuğunuza bulunduğu yaştan daha büyükmüş gibi davranırsanız, olgunlaşmasına yardımcı olursunuz.

♦  Çocuğunuzun cinsellikle ilgili sorularına cevap verin. Cevabınız onun sorduğu soruyla ilgili olsun, bütün bildiklerinizle değil.

ALKOL – SİGARA KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR

♦  Alkol, ilaç ve kumar bağımlılığının hayatı felakete sürüklediğini, küçük yaştan itibaren, ortaya çıkan her fırsattan yararlanarak çocuğunuza anlatın. Bu konudaki gazete haberlerini birlikte okuyun ve bu nedenle zarar gören insanları gösterin.

♦  Sigara içen anne-babaların, daha çok solunum sistemi hastalığı geliştirdikleri bilinmektedir. Çocuğunuzun bulunduğu ortamda sigara içerken iki kere düşünün.

♦  Sigara için anne-babaların çocuklarının sigara içmeye daha eğilimli oldukları saptanmıştır. Çocuğunuz büyüdüğünde sigara içmesini istemiyorsanız yanında içtiğiniz sigara miktarını azaltın, ya da iyisi sizde sigarayı bırakın.

♦  Özellikle arabada çocuğunuzla birlikteyken sigara içmeyin.

KARDEŞ İLİŞKİLERİ

♦  Çocuğunuza verdiğiniz ve kulak asmadığını düşündüğünüz bir öğüdün onu nasıl etkilediğini bilmek istiyorsanız, kardeşine verdiği öğütleri dinleyin.

♦  Kardeşlerin yüzleri benziyor diye kişiliklerinin de benzemesi gerekmez. Kardeşler birbirine düşman etmenin en kestirme yolu, onları birbirine örnek gösterip, olumsuz yargıda bulunmaktır.

♦  Kardeşi ile sorununa hemen müdahale etmeyin. Çözebilmelerine veya çözülemiyorsa çatışmalarına sabır gösterin. İkisi de bir şeyler öğrenecektir.

♦  Kardeşler arasında çatışma çıktığında biri diğerini hırpalıyorsa bile hemen karışmayın. Sakin bir sesle ayna tutun “Amacın kardeşinin ağlaması mıydı?” deyin.

ÖDEVLERİNE YARDIM

♦  Ne yazık ki, okullarda verilen ödevler çocuğun boyunu aşar. Ev ödevlerinde çocuğunuza ölçülü bir şekilde yardımcı olmaya hazır olun.

♦  Bütün çocukların ödev konusundaki ihtiyaçları farklı olmakla birlikte, çocuğa ev ödevinde yardım etmenin, onun yerine ödev yapmak veya ödevi onunla yapmak olmadığını unutmayın.

♦  Ödevinde yardımcı olmanın yolu çocuğunuzun derse başlamasını sağlamak ve onun çalışma ortamını düzenlemekten geçer.

♦  Çalışma ortamını düzenlemek için çalışma masası çevresindeki oyuncak, poster vb. dikkat dağıtıcı öğeleri uzaklaştırın, televizyonu kapatın.

♦  Çalışmaya başlarken çocuğunuza yüreklendirici sözler söyleyin. Örneğin ; ona geçmiş başarılarından veya ödevi bittikten sonra zevk alacağı bir etkinlikten söz edin.

ERGENLİK

♦  Çocuğunuza hep kendi istedikleriniz söylerseniz, ergenlik çağından itibaren istemedikleriniz işitebilirsiniz.

♦  Ergenlik dönemindeki çocuklar ailelerinin baskısından şikayet etseler de, en büyük baskıyı akranlarından görürüler.

♦  Arkadaşlarınıza karşı çıktığınız zaman, çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırır, onlara yaklaştırırsınız.

♦  Ona uygun görmediğiniz için sevgilisine karşı çıktığınız zaman, çocuğunuz enerjisini sizinle mücadeleye yöneltir, gerçek sorunları görmesi zorlaşır. Sorunları evlendikten sonra görmeye başlayınca da iş işten geçer.

♦  Çocuğunuzu kaybetmenin en kestirme yolu, müstakbel eşine karşı çıkmaktır.

♦  Çocuğunuz 13 yaşını geçtikten sonra, tatillerde günde birkaç saat çalıştırın. Kendi iş yeriniz olsa bile, çocuğunuzun başkaları yanında çalışmasına imkan hazırlayın.

♦  Erken yaşta çalışmak, çocuğunuzun insanlardan bir şey istemek ve “sınırların nereden geçtiğini” öğrenmek konusunda, hayat boyu yararlanacağı eşsiz bilgiler kazanmasını sağlar.

♦  Ergenlik döneminin ilk yıllarından itibaren çocuğunuzu para kazanmaya teşvik edin. Gerekirse ücretini haberi olmadan siz ödeyin. Kazandığı tecrübe bütün hayatı boyunca işine yarayacaktır.

♦  Resmi dairelerdeki bazı sorunların çözümü sırasında çocuğunuzu yanınıza alın. Böylece çok basit gibi gözüken birçok sorunu çözmek için ne kadar gayret etmek gerektiğini anlar.

♦  Ergenlik çağındaki çocuğunuzun telefon konuşmalarına sabır gösterin.

♦  Çocuğunuz tarafından cimrilikle suçlanmak istemiyorsanız, telefon faturalarını fazla sızlanmadan ödeyin. Faturalar sınırlarınızı zorluyorsa, bu konuyu onunla kızgınlığınızı kontrol ederek bağırmadan konuşun ve yardımını isteyin.

♦  Ergenlik çağındaki çocuğunuz için mümkünse yeni bir telefon hattı alın ve onun faturasını harçlığından ödemesi için, harçlığına belirli bir miktar zam yapın.

♦  Ana-babalarla çocuklar arasındaki kuşak farkı sanıldığı kadar derin değildir. Kuşak çatışması gibi görülenlerin çoğu, saç, müzik, giyim gibi yüzeysel konulardaki farklardır.

♦  Giyim konusunun ergenlik dönemindeki çocuğunuzla ilişkinizi zedelemesine fırsat vermeyin. Size karşı mücadele vermek zorunda kalmazsa, birkaç kere denedikten sonra uygun olmayan giyimde ısrar etmeyecektir.

♦  Çocuğunuzun kimlik arayışına saygılı olun. Bütün gençler, 20 yaşını geçirdikten sonra ana-babalarının ahlaksal, sosyal, dini ve politik değerlerini benimserler.(aileleri tarafından dışlananlar hariç)

♦  Çocuğunuzun istediği mesleği seçmesine izin verin.

♦  Çocuğunuza, en büyük mutluluğun sevdiği işi yapmak, yaptığı işi sevmek olduğunu aşılayın.

♦  Çocuğunuza mesleğin adının değil, yaptığı işi iyi yapmanın saygınlık getirdiğini anlatın.

♦  Çocuğunuza namusuyla çalışan herkese saygı duyması gerektiğini öğretin. Bunu öğretmenin yolu, bu yönde davranarak örnek olmaktan geçer.

DİSİPLİN-CEZA

♦  Çocuğunuzla ilgili kuralları birlikte koyun. Onu işin içine kattığınız konuların, sorun olmadan çözüldüğünü göreceksiniz.

♦  Kural koyarken klişelerden kaçının. Her çocuğun yapısı ve ihtiyaçları farklıdır. Kural koyduğunuz konularda, çocuğunuzun ihtiyaçlarını da hesaba katın.

♦  Çocuğunuza ceza vermek zorunda kalırsanız, öfkeniz kontrol edin, yumuşa olun ve üzüldüğünüzü ifade edin “Sen dediğimi yapmazsan, oh işte böyle olur !” demeyin.

♦  Çocuğunuza ceza vereceğiniz zaman, ikinci bir kere daha düşünün. Öfkeniz geçtikten sonraki düşünceleriniz her zaman daha iyidir. Çocuğunuza çok kızdığınız zaman, tepki vermeden önce yavaş yavaş iki derin nefes alın.

♦  Çocuğunuza hesap sormak veya olumsuz bir eleştiri yöneltmek için asla yemek saatini ve masasını seçmeyin. Yemek sofrası her zaman eğlenceli bir ortam olmalıdır.

♦  Ceza, neyin yapılmayacağını söyle, ödül ne yapılırsa daha iyi olacağını gösterir. Mümkün olan her durumda ödülü tercih edin.

♦  Çocuğunuzun ihtiyaçlarını hesaba katmadan dile getireceğiniz taleplerde, çatışma yaşayacağınızı ve ilişkinizin bozulacağını unutmayın.

♦  Kurallar çok fazla veya belirsiz olduğu ortamlarda çatışmalar artar.

♦  Çocuğunuza ne kadar çok kural koyarsanız, o kadar çok çatışır, kızar, disiplin sorunu yaşarsınız.

♦  Çocuğunuzu ilgilendiren bütün konularda kararı onunla birlikte verin.

♦  Hangi yaşta olursa olsun, her fırsatta çocuğunuzun fikrini sorun.

♦  Düşünce ve değerler zorla benimsetilmez. Çocuğunuzu bu konularda zorladıkça sizden uzaklaşır.

♦  Önemli bulduğunuz değerler üzerinde aranızda problem yokken konuşun.

♦  Problemleri çözmek için güç kullanırsanız, çocuğunuz büyüdükçe dozunu artırmak zorunda kalırsınız.

♦  Çocuğunuza verdiğiniz eğitim güce ve zorlamaya dayanıyorsa, bağımlılık gelişir ve olgunlaşmış bir çocuk yetiştirmiş olursunuz.

♦  Dövülen çocuklar, kavga, geçimsizlik ve düşmanlığı öğrenirler.

♦  Güce dayanan otorite, çocukları uzaklaştırır. Bilgi ve hoşgörüye dayanan otorite yakınlaştırır, danışma ihtiyacı doğurur. Size yakın insanları daha kolay etkilersiniz.

♦  Bir ana-babanın çocuğunun gözünde ulaşabileceği en yüksek nokta, danışman olarak seçilmektir (fikirlerine gönüllü olarak başvurulmaktır). Bunun için her konuda ders vermekten vazgeçin.

♦  “Bir tek doğru var, o da benim söylediğimdir” tavrında olmak, çocuklarınızı sizin doğrularınızdan uzaklaştırır.

♦  Gece başvurulmayan evlerde herkes zevkle yaşar, görevleri istekle yapar, sorumluluklarını yerine getirirken zorlanmaz.

♦  Ceza gelişmeye engel, ödül gelişmeye katkı sağlar.

YARATICILIĞI DESTEKLEME

♦  Çocuğun yaratıcılığını körletmek için geçerliliği sınamış formül, onun farklı bir görüş geliştirdiği durumlarda;

♦  “Sana mı kaldı?”

♦  “Dünyanın neresinde görülmüş”

♦  “Senden başka bunu söyleyen var mı?"

♦  “Bacak kadar boyunla bunları bırak da kendi işinle uğraş” demektir.

♦  Çocuğunuza, cinsiyet gibi, doğuştan sahip oldukları özelliklerinin önemsiz olduğunu, asıl önemli olanını kendi geliştireceği özellikler olduğunu vurgulayın.

♦  Çocuğunuzun kendisi olmasına izin verin.

♦  Değişik ve yeni bir şeyler yapmış insanları örnek gösterin.

♦  Farklı ve değişik fikirler ileri sürenleri çocuğunuzun yanında eleştirip, kınamayın, tam tersine fikri kabul etmeseniz bile, değişikliğin hoşunuza gittiğini söyleyin.

ÇOCUKLARDAN ÖĞRENMEK

♦  Eğitim tek yönlü bir yol değildir. Çocuklarınızdan bir şeyler öğrenme fırsatını kaçırmayın.

♦  Çocuklar iyi vakit geçirmeyi çok iyi bilirler. Örneğin sebepsiz yere gülerler, çünkü gülmek hoşlarına gider. Siz de gülün.

♦  Çocuklar kararlılık konusunda rakipsizdir. Çocuk bir şeyi isterse vazgeçmez.

♦  Çocuklar önyargısızdır. Onlara güleryüzle ve sıcak bir ifadeyle yaklaşan herkezi olduğu gibi kabul ederler.

♦  Çocuğunuzla birlikte olun ve onunla vakit geçirin. Dünyaya onun gözünden bakmaya çalışın. Göreceksiniz daha çok gülecek, daha içinizden geldiği gibi davranacak, daha meraklı, daha önyargısız, daha kararlı olacaksınız.

Kaynak : Psikolog Dr. Acar BALTAŞ – Sağlıklı, Mutlu ve Başarılı Çocuklar Yetiştirmek İçin Anne-Baba El Kitabı

Sitemiz 1368x768 Ekran Çözünürlüğü' ne göre tasarlanmıştır
Site Tasarımı ©2017 Yıldırım ALKAN. Tüm Hakları Saklıdır.
web
counter