Zahidem Türküsü'nün Hikayesi

Kimi kesimin Zahide, kimi kesimin ise

Zahidem olarak bildiği bu türkünün şairi Aşık Arap Mustafadır.

Aşık Arap Mustafa küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiştir ve onları hiç görmemiştir bile.

Hiç tanımadığı insanların yanında büyüyen ve annesini babasını hiç tanımayan bir şairdir o.

Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “Koca Oyunu” adı verilen oyunda “Arap” rolünü üstlenirdi.

Arap lakabı Mustafa’ya buradan gelmektedir. Zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa,

Ağasının yeni yetişen kızı Zahide’ye gönlünü kaptırdı. Fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrı kimseye söyleyemedi.

yirmili yaşlarda askere giden Mustafa aşkını içinde yaşıyor, her anında Zahide’yi düşünüyordu.

Ondan haber almak için arkadaşlarına mektuplar yazıyor en azından iyi olduğunu bilmek istiyordu.

Bir gün arkadaşından gelen bir mektupla Zahide’nin başka biriyle evleneceğini öğrenmiştir.

Dünyalar başına yıkılan Mustafa asker ocağında Zahidem türküsünün sözlerini mısralara dökmüştür.

Zahidem türküsünü Neşet Ertaş okuyup plağa kaydederek halka tanıtmıştır.

Zahidem Türküsü'nün Sözleri


Zahide Kurbanım n’olacak Halim

Gene bir laf duydum kırıldı belim

Gelenden gidenden haber sorarım

Zahidem bu hafta oluyor gelin

Hezeli de deli gönül hezeli

Çiçekdağı döktü m’ola gazeli

Dolaştım alemi gurbet gezeli

Bulamadım Zahidem’den güzeli


Ay ile doğar da gün ile aşar,

Zahide’mi görenin tebdili şaşar

İyinin kaderi kötüye düşer,

Diken arasında kalmış gül gibi.


Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan

Baban anlamadı bizim bu haldan

Kekiline sürmüş kokulu yağdan,

Derdin beni del’ediyor Zahide’m.


Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü

Kum gibi kaynıyor Zahide’m gözü

Aslını sorarsan esalet yerden

Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı.


Gurbet ellerinde esinim esir

Zahide’m kurbanım hep bende kusur

Eğer baban seni bana verirse

Nemize yetmiyor el kadar hasır.


Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman

Zahide’m kurbanım hallarım yaman

Yapamadım şu babayın gönlünü

Fakir diye bana vermedi baban.


Anamdan doğalı çok çektim cefa,

Şu yalan dünyada sürmedim sefa,

Adımı namımı soran olursa,

Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa.


Arapoğlu Mustafa’nın kendisine Mecnun gibi aşık olduğundan etkilenen Zahide, Mustafa için şiirler söylemiştir.

Bu şiirin üç kıtasını H. Vahit Bulut, 1973 yılında Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Zahide’nin yakın arkadaşı ve sırdaşı Fatik’ten derlemiştir.

Baştaki iki kıta tarafımızdan derlenmiştir.


Bu nasıl sevdaymış geldi başıma

Felek ağu kattı tatlı aşıma

Sevda çekenlere zor gelir gurbet

Gece gündüz elim kalkmaz işime.


Aşağıda sap kağnısı geliyo

Derdin beni elik elik eliyo

Kurbanlar olayım gara Mustafam

Babam beni yad ellere veriyo.


Arapoğlu derler gayeten atik

Gözleri kara da, kaşları çatık

Git nazlı yarden bir haber getir

Bastığın yerlere kurbanım Fatik.


Ağlayarak yayığımı yayarım

Yarim gitti günlerini sayarım

Çıksa Büyüköz’e mendil sallasa

Islık çalsa ıslığını duyarım.


Coşkuna da deli gönül coşkuna

Aşkından Zahide döndü şaşkına

Sensiz edemiyom nazlı civanım

N’olur bir yol görün Allah aşkına.


KAYNAK:

– Doğuş Gazetesi, Sayı, 8,9-18 Ekim 1973.

– H. Vahit Bulut, Kırşehir Halk Ozanları, Filiz Yay. 1983, S. 109.

Kaynak ://turkusu.com/zahidem-turkusunun-hikayesi/


Sitemiz 1368x768 Ekran Çözünürlüğü' ne göre tasarlanmıştır
Site Tasarımı ©2017 Yıldırım ALKAN. Tüm Hakları Saklıdır.
web
counter